İnsanlık tarihinde bir ilk: 1 kilometrelik “dikey şehir” 100. katı devirdi!

Suudi Arabistan’ın Cidde Kulesi, bir zamanlar neredeyse gerçeküstü görünen bir dönüm noktasına ulaştı.

Tamamlandığında, kulenin Kızıldeniz kıyısındaki şehrin üzerinde 1.000 metreden fazla bir yüksekliğe ulaşması ve bir kilometreyi aşan ilk insan yapımı yapı olması bekleniyor. Ecoticias dergisinin yazdığına göre bu süreç, sadece mimari bir öykü değil, aynı zamanda yeni nesil devasa binaların ısı, enerji tüketimi, yapı malzemeleri ve günlük kentsel yaşamın getirdiği zorluklara nasıl yanıt vereceğinin de küresel bir testi niteliğinde.

BİR ARADAN SONRA BÜYÜK DÖNÜŞ

Projenin yeniden başlaması özellikle büyük bir önem taşıyor; çünkü Cidde Kulesi’nin inşaatı yıllar boyunca tamamen durmuştu. Kingdom Holding Company, 2024 yılında Cidde Ekonomik Şirketi’nin, çalışmaların hız kesmeden devam etmesi için Suudi Binladin Grubu ile yeni bir sözleşme imzaladığını duyurmuştu. Bu dev sözleşmenin değeri yaklaşık 1,9 milyar dolardı ve bu miktarın yaklaşık 293 milyon doları daha önce tamamlanan işler için ödenmişti.

O an itibariyle, planlanan 167 kattan sadece 63’ü tamamlanmıştı ve tahmini inşaat bitiş süresi 42 ay olarak öngörülüyordu. Bugün ise 100. kata ulaşan bina, şehrin silüetinde artık bir başarısızlık ve durgunluk sembolü olmaktan çıktı; kat kat yeniden büyümeye devam ediyor.

BOYUNUN UZUNLUĞU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Sadece bir yükseklik rekorunu görmeye odaklanmak işin kolay kısmıdır. Ne de olsa, daha önceki tüm binaların yüksekliğini geride bırakacağı söylenen bir kuleye kim bakmak için durmaz ki?

Tasarım detaylarına göre Cidde Kulesi; lüks bir otel, modern iş yerleri, hizmetli daireler, konut birimleri ve dünyanın en yüksek gözlem güvertesini içerecek çok amaçlı devasa bir kompleks olarak tasarlandı.

Projeyi üstlenen Adrian Smith + Gordon Gill Architecture (AS+GG) firması, binanın yaklaşık 530.000 metrekare kullanılabilir alana sahip olacağını ve 20 milyar dolarlık daha geniş bir kentsel gelişim projesinin merkez parçası (merkez kulesi) olacağını belirtiyor.

Bu geniş kapsamlı proje de en az kulenin kendisi kadar önemli. Kingdom Holding’in verilerine göre, Cidde Ekonomik Şirket Şehri geliştirme projesinin ilk aşaması, toplam planlanan yaklaşık 5,3 milyon metrekarelik alanın yaklaşık 1,3 milyon metrekaresini kapsıyor. Dolayısıyla karşımızdaki yapı sadece bir gökdelen değil, tamamen yeni bir şehir bölgesinin başlangıcıdır.

BÜYÜK EKOLOJİK SINAV

Projedeki en önemli soru, bir kulenin ne kadar yükseğe çıkabileceğinden ziyade; soğutma maliyetlerinin neredeyse bir kira faturası kadar yüksek olduğu bu sıcak kıyı ikliminde ne kadar verimli çalışacağıdır.

İnşaat ve yapı sektörü, günümüzde dünyadaki en büyük iklim sorunlarından birini temsil etmektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre bu sektör, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık %37’sinden ve dünyadaki toplam ham madde tüketiminin neredeyse yarısından tek başına sorumludur. Bu nedenle, günümüzde hayata geçirilen her büyük inşaat projesi çok daha sıkı çevresel denetimler altındadır.

Ancak bu durum, bir gökdelenin çevre için kesin olarak iyi veya kötü olduğu anlamına gelmez. Daha yüksek nüfus yoğunluğu dikey yapılaşma sayesinde arazi kullanımını azaltabilir; fakat mega kuleler inşaat aşamasında ve sonrasında büyük miktarda beton, çelik, cam, devasa soğutma sistemleri, asansörler, karmaşık sıhhi tesisat altyapısı ve sürekli bakım gerektirir. Projenin gerçek çevresel değerlendirmesi, ancak bina tamamen kullanıma açıldığında ve günlük enerji tüketimi görünür hale geldiğinde yapılabilecektir.

ISIYA VE RÜZGARA DAYANIKLI AKILLI TASARIM

Tasarımcılar, Cidde Kulesi’nin hem mühendislik gereksinimleri hem de bölgenin çetin iklim koşulları göz önünde bulundurularak şekillendirildiğini belirtiyor. Üç ana “yaprak”tan oluşan yaprak şeklindeki tabanı ve yukarı doğru kademeli olarak daralan mimarisi, aşırı yüksekliklerde ciddi bir sorun haline gelen rüzgarın yıkıcı etkisini azaltmak için özel olarak tasarlanmıştır.

Bununla birlikte, yoğun ısı ve güneş radyasyonuna karşı da çok ciddi koruma önlemleri öngörülüyor. AS+GG’nin paylaştığı teknik verilere göre tesiste, binanın üzerindeki ısı yüklerini önemli ölçüde azaltan yüksek performanslı bir dış cephe kaplama sistemi kullanılacak. Kulenin yan taraflarında bırakılan stratejik kesikler ise doğal gölge alanları oluşturacak ve Cidde ile Kızıldeniz manzaralı açık teraslara zemin hazırlayacak.

Özetle durum oldukça basit: Binanın gövdesine ne kadar az doğrudan güneş ısısı ulaşırsa, özellikle kıyı şehirlerine özgü o bunaltıcı yaz aylarında iç mekanları soğutmak için o kadar az enerjiye ve klimaya ihtiyaç duyulacaktır.

400 METRE YÜKSEKLİKTE MÜHENDİSLİK HARİKASI

100 katı geride bırakan kule, artık rüzgarın, yapısal esnemelerin ve malzeme verimliliğinin kritik birer hayati faktör haline geldiği muazzam bir yüksekliğe ulaşmıştır.

Mühendislik firması Thornton Tomasetti, projenin aşırı rüzgar yüklerine karşı hassas mühendislik hesaplamaları, zaman içinde oluşabilecek yatay ve dikey mikronluk hareketlerin kontrolünü ve son derece verimli bir yapısal sistem mekanizması gerektirdiğini vurguluyor.

Yapı esas olarak, bölgesel inşaat yöntemlerine ve kullanılan malzemelerin yerel özelliklerine uyarlanmış yüksek dayanımlı betonarme esasına dayanmaktadır. Kule, yüzeyde görünmeyen, yaklaşık beş metre kalınlığında devasa bir taban plakası içeren ve yerin altında yaklaşık 105 metre derinliğe kadar ulaşan 270 adet özel kazık tarafından desteklenen devasa bir temel üzerine oturmaktadır.

Zaten projenin gerçek mühendislik rekoru işte o görünmeyen kısımda saklıdır. Gelecekte ziyaretçiler kulenin tepesinin, gözlem güvertesinin ve şehir panoramasının fotoğraflarını çekecekler; ancak bu yapının gerçek hikayesi aslında yerin metrelerce altındaki derinliklerde başlıyor.

GELECEĞİN DİKEY ŞEHRİ

Gözlem güvertesinin binanın tam 167. katında yer alması planlanırken, bu panoramik terasın çapı yaklaşık 30 metre genişliğinde olacak. Bu akıl almaz yüksekliğe çıkacak olan asansörler ise saniyede yaklaşık 10 metre hızla hareket ederek, bu büyük yükseklik farkını aşmayı yolcular için sıradan ve konforlu bir deneyim haline getirecek.

Ancak dikey bir kentin başarısı, sadece gökyüzünde değil, sokak seviyesinde de doğru işlemek zorundadır. Projenin çevresindeki gölgeli kaldırımlar, entegre trafik bağlantıları, su kaynakları yönetimi, gelişmiş atık sistemleri, trafik sıkışıklığının önlenmesi, gürültü kontrolü ve hava kalitesi gibi faktörler, yükseklik rekoru kırmak kadar hayati bir öneme sahip olacaktır.

Bir kule sadece bir şehrin sembolü olabilir; ancak bir bölgenin tamamı ancak insanlar içinde rahat, güvenli ve verimli bir şekilde hareket edebildiğinde gerçek anlamda yaşanabilir hale gelir. İşte tam da bu noktada Cidde Kulesi, sadece ham bir yükseklik yarışının ötesine geçebilir. Eğer çevresi verimli altyapı projeleriyle, sürdürülebilir ve iklim dostu akıllı çözümlerle inşa edilirse; bu proje, gelecekte aşırı yüksek binaların kentsel yaşam formuna nasıl uyum sağlayabileceğini tüm dünyaya gösterecektir. Aksi takdirde, sadece “yüksek olmanın” sürdürülebilirlikle aynı şey olmadığını insanlığa hatırlatan, çok yüksek ama işlevsiz bir yapı olma riski taşır.

SIRADA NE VAR?

Şimdilik, 100. kata sorunsuz bir şekilde ulaşılmış olması, dünyanın en iddialı ve zorlu inşaat projelerinden birinin yeniden tam anlamıyla rayına oturduğunun en açık kanıtıdır. Cidde Kulesi artık Kızıldeniz kıyılarında yarım bırakılmış donmuş bir vaat değil; gökyüzüne doğru yeniden kararlılıkla yükseliyor.

Ancak, binanın çevre ve doğa üzerindeki etkisine ilişkin nihai küresel değerlendirme ancak yıllar sonra yapılabilecektir. Ağır iklim krizlerinin yaşandığı bu modern çağda, dünyanın en yüksek binası sadece göğe ne kadar yaklaştığıyla değil; ilk kiracıları ve kullanıcıları kapıdan içeri girdiğinde enerjiyi, malzemeyi, araziyi ve suyu ne kadar akıllıca, ne kadar tasarruflu kullandığıyla tarihe geçecektir.